SAYILARLA HAK İHLALLERİ
Barış İmzacılarının Üniversitelere/Kurumlara Göre Yaşadıkları Hak İhlalleri (Harita/Grafikler)
Devamı için tıklaıynız
BÜLTENLER
TİHV AKADEMİ Bültenlerine buradan erişbilirsiniz
Devamı için tıklaıynız
RAPORLAR
TİHV AKADEMİ Raporlarının ayrıntıları için devamı tıklayınız
Devamı için tıklayınız

TİHV tarafından yürütülen “Zor Koşullar Altında İnsan Hakları Aktivistleri olarak Akademisyenlerin Desteklenmesi” projesi, Türkiye’de hak ihlaline uğrayan akademisyenleri ve sivil toplum aktörlerini desteklemeyi ve güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Ocak 2016’da Barış İçin Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi kamuoyuyla paylaşmasının ardından başlayan baskı ortamı, OHAL döneminde yeni bir evreye taşınmış; çok sayıda akademisyen Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamudaki görevinden ihraç edilmiş ve pasaportlarına el konulmuştur. Son iki yıldır akademisyenler ve üniversiteler üzerinde devam eden baskı ve tehditler, Türkiye’deki insan hakları hareketi açısından etkileri şimdiden hissedilen önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bunlardan ilki, akademisyenlerin tutuklanma, göz altına alınma, kamu görevinden ihraç edilme, görevden uzaklaştırılma, haklarında disiplin soruşturması açılma, pasaportlarına el konulma gibi temel insan hakları ihlallerine maruz kalmalarıdır.  İkinci olarak ise,  akademisyenlerin insan hakları mücadelesine  verdikleri katkının aşınması ve engellenmesidir. Bu durum insan hakları örgütlerinin entelektüel ve operasyonel kapasitesini aşındırmaktadır.

TİHV Akademi,  “Zor Koşullar Altında Akademisyenlerin İnsan Hakları Aktivistleri Olarak Desteklenmesi” projesi kapsamında insan hakları savunucularına yönelik  “Zor Koşullarda İnsan Haklarını Savunmak” başlıklı bir insan hakları eğitim programı hazırlamıştır.

Eğitime kaydolmuş 20 katılımcıyla on hafta boyunca yürütülmesi planlanan eğitimde, hak savunucuları ve aktivistlerin çalıştıkları alanda insan haklarıyla ilgili temel bilgi, beceri ve tutumlarını gözden geçirmeleri ve hak ihlallerine karşı mücadele konusunda kapasitelerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla insan hakları kavramı; insan hakları ihlallerinin kapsamı; hak ihlallerinin nedenleri olarak tahakküm, şiddet ve ayrımcılık; hak ihlallerinin sonuçları olarak insanlıktan çıkarma, değersizleştirme, dezavantajlı gruplar yaratma, toplumsal çözülme; insan hakları savunucularının özellikleri; insan hakları savunucularının mücadale ve müdahale yöntemleri, ulusal ve uluslararası başvuru mekanizmaları ve acil durum yanıtı hazırlama gibi başlıklarda tartışmalar yürütülecektir.

“Barış İçin Akademisyenler Vakasının Kısa Tarihi” başlıklı bu metin, aslında, sürmekte olan daha geniş bir araştırmanın parçası. TİHV Akademi bünyesinde yürütülen o araştırma “üniversitenin olağanüstü hali”ni ve “akademik ortamın tahribatı”nı konu alıyor. Yine de çalışmanın bu kısmını, bilhassa bugün, 11 Ocak 2019’da ayrı bir broşür olarak yayımlamak istedik.
Üniversitenin olağanüstü hali OHAL ile başlamadı. OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz 2016’dan 6 ay 10 gün önce ―yani tam olarak 3 yıl önce bugün― Barış İçin Akademisyenler vakasıyla başladı. Yaşanan şey tam anlamıyla bir “akademik pogrom”du: Siyasi iktidarın hedef göstermesi ve yönlendirmesi, üniversite yöneticilerinin işbirliği, bazı meslektaşların ihbarları, savcılık ve kolluk güçlerinin teyakkuzu, basında ve sosyal medyada yürütülen kara propaganda ve nihayet ırkçı/saldırgan grupların tehdit ve tacizleriyle Barış İçin  akademisyenleri susturmak, sindirmek, itibarsızlaştırmak ve üniversitelerden atmak üzere aylar süren bir linç kampanyası yaşandı.
Bu broşürde, belgeleyici bir yaklaşım izleyerek, “Bu suça ortak olmayacağız!” bildirisinin 11 Ocak 2016’da kamuoyuna duyurulmasından itibaren yaşananların dökümünü yapmakla ―tabiri caizse bir “kısa tarih” sunmakla― yetindik. BAK vakasına ve ondan ayrı düşünülebilir olmayan akademik tahribat sürecine ilişkin analiz ve değerlendirmelerimizi ise ancak söz ettiğimiz araştırmayı tamamlayınca paylaşabilir olacağız.